5x720x320

Kilo Vermenin Birinci Adımı

81.3 kilodan 38 bedene yolculuğum ile ilgili önceki yazımda pazar günü Istanbul`dan Dubai`ye gitmek için havaalanındayken, uçağa binmeden önce yediğim tosttan sonra yanıma Simit Dünyası`ndan zeytinli açma, portakallı üzeri şekerli kurabiye ( mmmm çok severim) ve bir de peynirli sandviç almış olduğumdan bahsetmiştim. Peki ne oldu da ben ertesi günü bir anda bambaşka bir beslenme tarzını kolay, rahat ve eğlenceli bir şekilde, kendimi hiç zorlamadan benimsedim?

Bu tabii ki bir günde olan bir şey değildi. Ben aslında ,o bir güne önceden yatırım yapmıştım. Zihinsel olarak..

Gelin size tek tek anlatayım..

Birlikte çalıştığım çoğu kişide gördüğüm bir şey var. Kilo alma sürecinde, kilo vermeye başlamadan önce kendilerini yerden yere vuruyorlar…Bunun size etkisini bir konuşalım 🙂

Sevgilisi yok diye, kilo aldı diye, istediği kadar para kazanamıyor diye, çocuğu yok diye kendilerini kötü hisseden çok kişi tanıdım. Ben de bir zamanlar öyleydim, yalan yok 🙂

Kilo vereyim de iyi hissedeceğim.

Sevgilim olsa gezsek dolaşsak o zaman iyi olurdum

XX kadar para kazanırsam işte o zaman iyi hissederdim

günlük cümleleri oluyor bu kişilerin.

Yukarıda bahsettiklerimi istemelerinde hiçbir sakınca yok. Evren sınırsız..Hepsi olur..

Sorun, NASIL HISSEDECEKLERINI, istedikleri şeyin GERÇEKLEŞMESİNE BAĞLIYOR olmaları..Yani bir çeşit muhtaciyet, bağımlılık yapıyorlar…O da yaradılışımıza tamamen aykırı olduğu için, böyle bir moda girdiğimizde istediklerimiz olmuyor..Aslında evren bize yine yardım ediyor, hep destek tam destek 🙂

Hocalarım Darel, Aykut ve Esra`nın hep hatırlattıkları bir şey var:

Bir şeye muhtaç isen senin olamaz, muhtaç olmayı bıraktığın her şey senin olabilir.

Özetle, su an kaç kiloysanız, hayatınızın her neresindeyseniz orada kendinizi iyi hissetmenin yollarını arayın. Neredeyseniz oradasınız…Bunu söylemek bile bir rahatlık verdi..İstediğiniz şey olmasa da kendinizi iyi hissetmeniz mümkün.

Siz, (kilo verseniz de vermeseniz de)kendinizi iyi hissetmeye açtığınızda, buna karar verdiğinizde işte o zaman fikirler aklınıza gelmeye başlayacak.

Mesele, daha rahat bol elbiseler giymek ( kenarlardan fırlayan yağlarla moralim bozuluyordu, bu bana yardım etti)

Artık yıllardır deneyimlediğim ve çok iyi bildiğim bir şey var.

Ağırlıklı olarak kendimi nasıl hissediyorsam, önümüzdeki günler de bana benzer duyguları yaşatacak.

Yani su an geleceğe tohum atıyor gibi düşünebilirsiniz. O kilo verirken hissedeceğimi düşündüğüm duyguları kendime, elimde ıspanaklı börek yerken yaşatmayı denedim..Ve bunu bir süre yaptım..Kendimi zorlamadan..Güvenerek..Olacağını bilerek..

Eğer, instagramda zayıflayan kişileri gördüğünüzde kendinizi kötü hissediyorsanız, bilin ki o resimlere bakmak sizi olduğunuz yerde veya daha çok kiloya götürüyor. Üzülmeyin, o hisler de bir yere kadar devam ediyor, sonra bir dibe vurma ile tekrar çıkıyorsunuz..Dibe vurmak da dünyanın sonu değil…Hepsine birer deneyim olarak bakınca, korktuğunuz şeyler püf olup ortadan kalkıyor.

Eğer, zayıflayan kişilerin resimlerine baktığınızda, ” onlar yaptıysa bir gün ben de yaparım” gibi bir şeyler diyerek ilham alıyor, motive oluyorsanız devam edin…Su an hemen başlamasanız da, yakında size uygun çözüm size gelecek demektir. Emin olun ki gitmek istediğiniz yere gidiyorsunuz.

Kendinizi döverek de kilo vermek mümkün mü? Evet, tabii ki.. Kan,ter ve gözyaşı eşliğinde..Hani artık kilo aldığın için o kadar üzülürsün ki o noktada “tamam, başlıyorum” dersin..

Bu da bir seçenek..Size bağlı, ben size illa kolay ve zevkli yolu seçin diyemem. Ben uzun zaman önce, kendime bu şekilde işkence çektirmeyi birçok konuda bıraktım. Diğerleri üzerinde de çalışıyorum.

Ara sıra kendinize iğrenç hissetme hakkı tanıyın…Çok negatif hislere düştüğünüzde, o hisleri kimliğiniz yapmaktansa, sadece gelip geçici bir durum olarak kabul edin. Kendinizi bir de kötü hissettiğiniz için yargılamayın. Bazen negatif duygular çok kuvvetli olduğunda, onun içinden çıkmaya çalışmak daha çok çırpınmaya neden olur. Hani çok hızlı giden bir arabanın tekerleğine, yan taraftan küçük bir taş atmak gibi..Tekerlekler, o taşı otomatik geri fırlatır. Izin verin kendinize, hissedin o duyguları..

Her türlü değişimin bir numaralı adımı, alıştığınızdan farklı olsa da, değişimin gerçekleşemeyeceğini kabul etmektir. Yani bu ne demek? Belki daha bir süre, belki uzun bir süre, belki da hayatının sonuna da kadar istediğin kiloya inmeyeceksin. Biliyorum, kulağa pek güzel gelmiyor. Fakat, durup bir düşünün? Kaç kere bir şey için uğraştınız, cabaladınız ve olmuyor gibi geldiğinde ” tamam, olmuyorsa olmuyor, hayat devam ediyor” dediniz ve arkasından bir de baktınız istediğiniz şey oldu? Olduğunuz yerde mutlu olmayı, mutluluğunuzu belli şartlara bağlamamayı öğrenmeniz çok önemli.

Kendinize ait bir köşeniz varsa orada, odanızda, mutfağınızda, oturup “daha uzun bir süre belki de hep kilolu olsam bu benim için ok midir?” diye sorun…Bu biraz acılı bir süreç olabilir 🙂 Kendi kendinize bu acıyı şimdiden yaşatın ki, yarattığınız direnç ortadan kalksın. Seanslarda en çok sorulan soru, ” ama ben o acıyı yaşarken şimdi evrene sinyal göndermiyor muyum, ya hiç zayıflayamazsam? ” oluyor..

Öncelikle, bu çalışmayı evreni, kendinizi kandırmak için yapmıyorsunuz..Yani yapayım da zayıflayayım değil konu..Gerçekten zayıflamamayı oklediyseniz, bunun gerçekleşmesinin dünyanın sonu olmadığını biliyorsunuz zaten..Ikinci nokta ise, eğer her hissettiğimizi anında yaratsaydık, gün içindeki duygu dalgalanmanızı bir düşünün…

Evren, baskın olan hislere göre dağıtım yapıyor..Sizin o histe kararlı olmanız gerekiyor. üçüncü nokta ise, oturup ” kilo veremicem, olmuyor, yapamıyorum” diye sızlanırken zaten o istemediğiniz, üzüldüğünüz alandasınız. Yani korkulacak bir şey yok.

Özetle ilk adımımız, istediğimiz değişimin olmama ihtimali ile yüzleşmek ve onu kabul etmek. Olmasa bile, keyifli, mutlu, istediğiniz gibi bir hayat yaşayabileceğiniz olasılığına kendimizi açmak..

Elbette isterseniz aynen devam edebilirsiniz..Muhtemelen şunu yemem lazım, böyle yapmam lazım, haydi başlıyorum diyerek sonra kısa sürede bırakıyorsunuzdur. Çünkü kendinizle direnç halindesiniz.

Bu bahsettiğim yasa hayatın her alanında geçerli.

Ben üniversitedeyken hayatımın aşkı diyebileceğim biriyle tanıştım. Harika geçen 8 ay sonra, biz aşırı kıskançlık, çocuksu tartışmalara bağlı bir şekilde ayrıldık. Ayrılmış olsak da aklım aslında onda kalmıştı. Hayatıma başka kimseyi kabul etmek istemiyordum. Birileriyle tanışıyor, ilk buluşma sonra “elektrik alamadım” diyordum 🙂 Klasik cümlem olmuştu artık..Aradan geçen sanırım 7 sene sonra, ben artık düzgün bir ilişkim olsun istemiştim. Bu konuları da yeni öğreniyordum. Sonra bir çalışma yaptım. Ve üniversitedeki o kişinin artık hayatına devam ettiğini, bizim ortak bir geleceğimiz olmadığını kabul ettim. Ağladım, zırladım..Defteri kapattım..

Bu çalışmadan sanırım 2 ay sonra, yıllardır haber almadığım bu kişiden tekrar görüşelim çağrısı geldi..Ben tabii soklardayım:) O kişi su an benim 3 senelik eşim bu arada 🙂 Detayları başka bir yazıda konuşuruz.

Tamam da Hatice, çok zooor?

Zor derseniz zor olur…Kendinizi olduğunuz yerde iyi hissetmek kolaymış gibi yapın

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir