kilovermerehberiadimadim

Neden Değişimden Korkuyoruz?

Hayatımızda bir şeyler değişsin isteriz. Hep aynı kalmasın, yeni bir şeyler deneyimleyelim, yeni yerler görelim, yeni insanlarla tanışalım, gelişelim, bir şeylere katkımız olsun isteriz..

Yeni her deneyim içinde bilinmeyeni taşır. Yeni bir yere taşınmak, yeni bir kiloda olmak, yeni iş, yeni tanıştığımız insanlar, yeni proje, yeni bir marka su içmek..Özetle su an hayatınızda olmayan herşey zihin için “YENİ” dir…

Aynı zamanda düzen bildiğimiz gibi olsun isteriz…Mutfakta çay bardakları hep aynı yerde dursun, komşular taşınmasın, ofise yeni bir yönetici gelmesin isteriz..

Içimizde, her şeyin aynı kalmasını isteyen bir dostumuz var..

“Aman bir şey değişmesin, tanıdık, bildik alandan dışarı cıkmayalım” diyen, korumacı, cankurtaran, içimizdeki çocuk, ego…Düşman değil aman dikkat..Kötülüğümüzü de istemiyor..Sadece olanı korumaya çalışıyor…

Oysa değişim kaçınılmaz…Hayatin kendisi değişim..Doğuyoruz..Büyüyoruz..Gelişiyoruz..Sonra fiziksel bedenleri üzerimizden çıkarıp ruhsal yolculuğa devam ediyoruz..

Değişim istememeyi biraz hep ilkokul birinci sınıfta okumak istemeye benzetiyorum..

Düşünsenize, ikinci sınıfa geçmekten korkuyorsunuz, bilmiyorsunuz nelerle karşılaşacaksınız ve sürekli 1. sınıfta yaptığınız gibi harfleri öğreniyor, sayılarla tanışıyor, fasulye, çubuk, abaküslerle öğrenmek istiyorsunuz..( tabii hala abaküs kullanılıyor mu bilmiyorum. bizim zamanımızda öyleydi :)) Bildik bir yer..Tanıdık…Aman aynı kalsın..
Birkaç sene birinci sınıfta okursanız, boyunuz artık o minikler için yapılmış sıralara sığmamaya başlar..

Leb demeden leblebi diyecek kıvama gelirsiniz..

Aradan biraz daha zaman geçince birinci sınıf size sıkıcı gelmeye baslar…

Hem 2. sınıfa geçmek istersiniz, hem de daha çok korkarsınız…Çünkü, 1. sınıfta kalmaya yıllardır çok alışmışsınızdır.

Neden 2`ye geçmediniz? Değişim zor geldi..Çünkü 2`ye geçip orayı bilindik bir yer haline getirmek gücümüz olduğunu unuturuz. O gücünüz olmadığını zannettiniz.

Ve hatırlayalım. Neye inanıyorsanız o sizin için doğrudur..Siz gücünüz yok zannediyorsanız haklısınız..Gücünüz var zannediyorsanız yine haklısınız ;) Özetle, yeni korkutur..Eski ise sıkıcıdır, artık istemezsiniz ama kendinize türlü şeyler söyleyerek neden yeniye geçemeyeceğiniz konusunda kendinizi ikna edersiniz..
” Nasıl olacak bilmiyorum” “ İstiyorum ama olmuyor” “ Herkes yapar da ben yapamam “ işte kimimiz için hayat böyle geçer..
Yani özetle, hem değişim istiyoruz, hem her şey aynı bildiğimiz gibi kalsın istiyoruz, hem de bildiğimiz yerde uzun süre kalınca sikiliyoruz :) Yaratıcı, bence muhteşem bir tasarım yapmış…Olduğumuz yerde sıkılmasak, belki o yeniliklere hiç açılmayacağız ;) Peki nasıl çıkacağız bu durumdan?

Bir kere kendimizin farkında olmak çok önemli..Yani, “ istiyorum ama yapamıyorum” hikayesini kendimize söyledikçe buna daha çok inanıyoruz..

Oysa, bunun sebeplerinin farkında olmak, kendimize söylediğimiz hikayeyi değiştirmeye başlar..O hikaye değişince, zaten dünyamız değişiyor..

Örneğin istiyorum ama olmuyor hikayesini “ istiyorum ve yapabileceğime inanmaya baslıyorum” şeklinde ilk adım olarak dönüştürebiliriz. Ya da size inandırıcı gelen başka bir cümle/ hikaye ile..Olasılık sonsuz..

Öncelikle kendimizi olduğumuz yerden yeni deneyimlere taşımak için o yeni gideceğimiz yerin parıl parıl parlaması çok önemli..

Yani NEDEN o yeni şeyi istiyoruz? Bu konuyla ilgili şu yazıda detaylı yazmıştım..Oradan bakabilirsiniz.

O nedenler kuvvetli olduğunda, olduğumuz yerde çok sıkılmayı beklemeden o yeniye doğru yolculuğa çıkmamız çok daha kolay..

Sevgili egomuz, cankurtaranimiz, içimizdeki çocuk bizi bildiği alanda tutmaya çalışır dedik..Bunun için uyguladığı taktikler vardır..Bu taktiklerin farkında olmak da yine kendi içsel konuşmamızı yani kendimizi ve dünyamızı algılama şeklimizi değiştirir.

Bu hayatla ve kendimizle ilgili hislerimizi değiştirir..Duygular da , evrene iletişim aracımız. Bu konuya detaylı gireceğim. Egonun oyunlarından biri inanmayacağımız kadar yüksek veya bizi heyecanlandırmayacak kadar küçük hedef koymaktır..Yani ilkokul 1. sınıftayken 5. sınıfa geçmeyi hedeflemek gibi..

  • 80 kiloyken ilk hedef 59 kilo olmak istemek gibi..
  • Hiç deneyimi olmayıp müdür olarak ise başlamak istemek gibi
  • Hiç yürüyüş yapmadığı halde günde 10 km yürümeyi hedef belirlemek gibi
  • Sevgilisi yokken evliliği hedeflemek

Şimdi su konuda net olalım: Hayal kurmak, sınırsız istemek muhteşem şeyler…Yukarıda bahsi geçen her şey de mümkün..
Hedef belirlediğimizde, eğer o hedef bizi heyecanlandırmak yerine içimizde bir huzursuzluğa neden oluyorsa, bunun sebeplerinden biri o hedefin büyük olması olabilir..
Inandığımız her şey bizim hayatımızı oluşturuyor..Kendimizi 80 kilodan 75 e inmiş olarak hayal etmek, 80`den 59 kiloya inmiş olarak hayal etmekten daha zor olabilir. imkansız değil, kesinlikle mümkün ama çoğumuz için biraz daha uzak bir yer..

Daha küçük bir hedef koyarak, içimizde değişiminden korkan o küçüğün, daha kolay adım atmasına yardım ederiz..
Her zaman olduğu gibi rehberiniz içinizde..Yani bir konuyu düşündüğünüzde ne hissediyorsanız, o size o konuda ne tarafa gitmeniz gerektiği konusunda fısıldıyor..
Dinleyin..
Yazıyla ilgili sorularınızı hayatimicokseviyorum@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Instagram`da @hayatimicokseviyorum adresindeyim..
Sevgiler,
Hatice

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir